IŞIKLAR ÇYDD’NİN PANELİNE KONUŞMACI OLARAK KATILDI
17 Şubat 2019, Pazar
IŞIKLAR ÇYDD’NİN PANELİNE KONUŞMACI OLARAK KATILDI
HABER FOTOĞRAFLARI
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, ÇYDD’nin düzenlediği “Yerel Yönetimler ve Çevre Politikaları” isimli panele konuşmacı olarak katıldı.

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar Beyoğlu Mimarlar Odası’nda “Yerel Yönetimler ve Çevre Politikaları” konulu panelde ilçede uyguladığı tarım projelerini anlattı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin düzenlediği panele, Genel Başkan Prof. Dr. Aysel Çelikel, ÇYDD Silivri Şube Müdürü Mübeccel Çeşmecioğlu ve konuşmacı olarak; Prof. Dr. Haluk Gerçek, Y. Mimar Mücella Yapıcı, Gazeteci-Enerji Analisti Özgür Gürbüz katıldı. Başkan Işıklar, panel de konuşmacılara örnek tarım uygulamalarından oluşan lavanta paketleri hediye etti.

 

IŞIKLAR: “BU BİLİNCİ ÜRETEREK SAĞLAYACAĞIZ”

Başkan Işıklar şöyle konuştu: “Çevre bilincimizi düşünerek bizler bir genelleme yapıyoruz ve bunu kanalizasyon, nükleer tesis diye ayırıyoruz. Ama artık demokrasilerin de yetmediği ahlak, adalet ve hakkaniyetin oluşturduğu bir özgürlükçü Cumhuriyet dönemlerine gidiyoruz. Çok temel sorunlara karşı topraklarımızı koruduk, kanunlarını çıkardık, ama kanun çıkarmakla da olmuyor. Bir yerden başlamamız ve topraklarımıza somut bir şekilde dokunmamız lazım, faydacı yanını anlatmak lazım. Bizim ilçemiz İstanbul’un yüz ölçümü en büyük ilçelerinden birisi. 900km2 alanımız var. Bu 900 km2 alanın 500km2’si birinci sınıf tarım alanı. Bir kentin hafızasını iyi bileceksiniz. O eski hafızayı anlamamız gerektiğini düşünüyorum. Üretmeden tüketen, düşünme yeteneğini kaybetmiş, ranta tapan insanlar haline geldik. Üretmezsek eğer, bu topraklarda bu bilinci yenemeyeceğiz. Osmanlı’nın bir kuralı var, “Komşunun rüzgârını kesme, güneşini kapatma.” İstanbul için 600 sene bunu söylemişler. Bu uyguladıkları imar planını gösterir. Ben ilçemde komşunun rüzgârını kestirmedim, güneşini de kapattırmadım. İstanbul’dan üzerimize gelen nüfusa karşı ne yapabiliriz diye düşündük. 1500 sene bu topraklarda, ipek kozacılığı, arıcılık vardı şimdi hiç biri yok; buğday, kanola, ayçiçeği var. Önce 3 üniversite ile toprağımızın analizlerini yaptık. Tarım plantasyon merkezimizi, 10 yıl önce kurduk.

 

“ÇEVRE BİLİNCİNİ, TOPRAĞI BİR NİMET SAYARAK SAĞLAYACAĞIZ”

“Atatürk Ankara’da Orman Çiftliği kuruyor, o bataklığı plantasyona çeviriyor. Bunun adı Kent ve Kent Çevresi Tarımı. Çevre bilinci böyle gelişiyor. Salt çevre koruyacağım, buraya termik santral koyma, atığını buraya atma gibi değil. O toprağın bir nimet, bir kıymet olduğunu göstermek gerek, o sonsuza kadar bir gelir, bir refah. Türkiye’de Kent ve Kent Çevresi Tarım ilk kuran Atatürk, ikincisini biz Silivri’de kurduk. Üstüne dikilecek alışveriş merkezinden, rezidanstan değil, o topraktan daha fazlasını alacağını gösterirseniz o çevre bilincini geliştirirsiniz. Siz duydunuz mu Tarım Sit Alanı denen bir şey? Türkiye’de ilk kez ben teklif ettim. Kanun teklifini ilk ben verdim. Tarım Sit Alanı olan bir yere başka bir şey yapılamaz. Organize sanayi bölgeleri var; Organize Tarım Bölgeleri olamaz mıydı, diye düşündük. Koç Üniversitesi’nde Koray Gurmen Hocamız ders veriyor, “Yerel Kalkınmada Silivri Modeli”. Tarım Sit Alanı, Tarım Arsası, Organize Tarım Bölgeleri ve Tarımın Silikon Vadisi endüstri bölgelerine çevireceksiniz. Çevre bilincini, bir şeylere engel olarak değil de, o topraktan bir nimet alırız, çevre bilincinin yok olmasının önüne nasıl geçerim diye düşünmeliyiz. Bir dönüm adaçayını eker, dönümünden 6 kilo yağ alırsa, o yağın kilosunu da 550 euroya  satarsa, o toprağa rezidansı yaptırmaz, fosseptik döktürmez..! Bu çevreyi koruma anlayışını, sürdürülebilir bir refah anlayışına, refahı paylaşıp bölüşebilir, ortaklaşmış ideallere, çağdaş yaşam anlayışına doğru, salt bir çevre anlayışında dönüştürmemiz gerekiyor.”